1983 yılından bu yana geçerli olan yasaya göre hiçbir tıbbi gerekçe olmaksızın isteğe bağlı kürtaj (halk arasında yaygınca bebek aldırma, çocuk aldırma diye de adlandırılır) 10. gebelik haftasına kadar yapılabilir. Kaç haftaya kadar kürtaj yapılır?
Kadın doğum doktorları, pelvik muayene, Pap smear, ultrason, kan testleri ve idrar testleri gibi çeşitli testler yaparlar. Kan testleri genellikle hormon düzeylerini, hamilelik durumunu ve enfeksiyonları kontrol etmek için kullanılır. İdrar testleri ise hamilelik ya da idrar yolu enfeksiyonları gibi sorunları tespit etmekte kullanılır. Ultrason, rahim ve yumurtalıkların görüntülenmesi için sıklıkla tercih edilen bir yöntemdir. Hormon testleri, özellikle hamilelik ya da menopoz gibi durumları değerlendirmek için yapılır.
Erkek bebek belirtileri olarak bilinen halk inanışları hamileliğin ilk aylarında ortaya çıkabilir. Ancak bu belirtilerin bilimsel bir dayanağı yoktur. Bebeğin cinsiyeti döllenme anında belirlenir ve kesin cinsiyet bilgisi ancak ultrason veya genetik testlerle öğrenilebilir.
Öncelikle kürtaj yaptırmak isteyen kişinin gebelik süreci 10 haftayı yani 2,5 ayı geçmiş ise ve herhangi bir sağlık sorunu yok ise yasal olarak kürtaj yaptırmasına izin verilmemektedir. Bu durum dışında 18 yaşından küçük olan kişilerin kürtaj isteği kendisine bırakılmadan ailelerinin onayı alınarak yapılmaktadır. Kürtaj kimlere yapılmaz?
Terapotik Kürtaj: Anne adayında, gebeliğin risk oluşturduğu mevcut ciddi hastalık durumunda, gebeliğinde kullanmaması gereken fetüs için zararlı ilaç kullanması zorunlu durumlarda uygulanan kürtaj işlemidir. Terapötik küretaj nedir ne demek?
Kürtaj sonrası fiziksel olarak zorlayıcı aktivitelerden bir süre kaçınılmalıdır. Ağır kaldırmak, egzersiz yapmak ve vücudu aşırı yoran veya zorlayan aktivitelerde bulunmak tavsiye edilmez. Kürtaj sonrası ağır kaldırmak sakıncalı mı?
Kadınların çocuğu olmamasına neden olabilecek birçok tıbbi durum vardır. Polikistik over sendromu (PCOS), endometriozis, fallop tüplerinin tıkanması, rahim anomalileri gibi durumlar hamile kalmayı zorlaştırabilir. Ayrıca, hormonal dengesizlikler, tiroit problemleri, erken menopoz ve yumurtalık rezervinin tükenmesi de çocuk sahibi olmayı engelleyebilir. Kronik hastalıklar ve bazı otoimmün hastalıklar da doğurganlığı etkileyebilir.
D vitamini, folik asit, B12 vitamini ve demir eksikliği, doğurganlık üzerinde olumsuz etkiler yapabilir. D vitamini eksikliği hormon dengesizliklerine yol açabilirken, folik asit eksikliği, hamile kalma şansını azaltabilir. B12 vitamini eksikliği, yumurtlamayı ve sperm kalitesini olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, demir eksikliği anemisi olan kadınlar da doğurganlık konusunda zorluklar yaşayabilir.